TDP Genel Başkan Yardımcısı Dr.Yusuf Hasan: VATANDAŞLIK YASASI VE ANAYASA MAHKEMESİ TAKİPSİZLİK KARARI !?


 Türk Demokratik Partisi – TDP Başkan Yardımcısı ve TDP 9. Dönem Milletvekili Dr. Yusuf Hasanin Vatandaşlık Yasası ve Anayasa Mahkemesi’nin Takipsizlik Kararı ile ilgili yazmış olduğu yazıyı sizlerle paylaşıyoruz:

VATANDAŞLIK YASASI ve ANAYASA MAHKEMESİ’NİN TAKİPSİZLİK KARARI ?!

1️⃣Eskiden Makedonya’dan Türkiye’ye göç edenler neden tekrar “Makedonya Vatandaşlığı” elde edemezler ?
2️⃣NedenTürkiye hariç diğer ülkelere göç edip “kendi isteğiyle” vatandaşlıktan çıkanlar tekrar belirli bir süre sonra Makedonya Vatandaşlığını elde etme şansına sahiptirler ?
3️⃣Türkiye niye Makedonya Türklerine “çifte vatandaşlık” vermiyor ? Bu ve buna benzer sorunların çözümüne yönelik neler yapıldı? Neler yapılmadı ? Yöntemler nelerdir ?
✅Bu konunun çözüme ulaştırılmamasında sadece TDP mi sorumlu ? Makedonya Türk siyasileri mi sorumlu ?
❓Bu ve buna benzer sorular yıllardır Makedonya’da faliyet gösteren Türk siyasilerine soydaş tarafından en sık sorulan sorulardır…(Özellikle Türkiyede yaşayan göçmenlerimizden gelen en sık sorulardan)
✅Konunun tarihçesine girmeden önce, hani “Eğri oturup, doğru konuşalım” diye bir deyim var, tam da burada konun hakkını verelim ve bu tür sorunların çözümüne yönelik yapılmış ve zamanında yapılması gereken girişimler nelerdir diye bakalım;
1️⃣TDP nin yaptığı siyasi girişimler…
2️⃣Vatandaşlık yasası 8. maddenin iptaline yönelik yapılan şahsi girişim ve Anayasa Mahkemesinin 2005 yılında ki takipsizlik kararı…
3️⃣Günümüz Anayasa Mahkemesinin iç yönetmeliğine bağlı olarak, dıştan müdahale beklemeden, birilerinin başvurusuna gerek kalmadan, bu maddede ki NEGATİF AYRIMCILIĞI gündeme getirmemesi…v.b.

✅Konuya girmeden önce bu vatandaşlık meselesinde benim de bir mağdur olduğumu dile getirmek zorunda kalmamı da mazûr görün. İzmir Dokuz Eylül Universitesi Tıp Fakültesinde egitim görmüş, 7 yıl İzmirde yaşamış fakat çifte vatandaşlık alamamış bir kişi olduğumu da hatırlatmakta fayda olacağını sözlerime eklemek zorundayım çünkü siz her nekadar bize bu tür soruları yöneltseniz de bu konudan bende payımı aldığımı düşünüyorum. Neyse o ayrı bir konu, onu bir kenara bırakalım…
Asıl meseleye dönelim…
✅Herkesin malumu 1943 yılında temelleri atılan, 6 Cumhuriyet ve 2 özerk bölgeden oluşan Yugoslavya devleti kurulmuştu. Bu devletin en önemli özelliği MULTİETNIK (çok milletli), MULTİKONFESYONEL (çok dinli) ve MULTİKÜLTÜREL (çok kültürlü) bir mozaiğe sahip olmasıydı. Bu yapı her nekadar 1990 yılına kadar bir şekilde idare edilip ayakta tutulsa da 1980 li yıllarda Tito’nun ölümüyle bu devletin idare edilemeyeceği ve hatta kısa sürede bozulacağını herkes kendi teninde hissetmeye başlamıştı.
✅1990 yılında bu daha da netleşmiş, mevcut Cumhuriyetler bir bir bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardı. Bunun sonucunda Yugoslavya topraklarında “Etnik çatışmalar” ve ya iç savaş günleri de başlamıştı.
✅Bu döneme gelmeden, Makedonya’da yaşayan Türkler ve diğer halklar Balkan Savaşları günlerinden itibaren, 1990 lı yıllara kadar geçen o sürede, devamlı olarak bu topraklardan belirli nedenlerden dolayı evlerini, yurtlarını, doğdukları toprakları terk edip “atayurtlarına” göç etmişlerdir. (Bu devlet arşivinde ki istatistik verilerinde de mevcuttur)
✅Özellikle 2. Dünya savaşı sonrası, 1950-1960 yılları arasında bu göçün daha da belirgin olduğunu görüyoruz. Bu yıllarda ki göçün, o dönemin Yugoslavya ve Türkiye devlet başkanları tarafından bir “centilmenlik anlaşması” sonucu olduğundan hep bahsedilir…
✅Zaman geçtikçe 1970,1980 li yıllarda başlayan EKONOMİK GÖÇ de buna eklenince, geçmişe baktığınızda o dönemlerde Makedonya’da 300.000 civarında olan Türk nüfusu, bugün en az 600.000 olması gerekirken, yıllar geçtikçe 80.000 gibi bir rakama dönüşmüş.
✅Avrupa ülkeleri, Amerika, Kanada, Avustralya, Türkiye gibi ülkeler, Makedonya’da yaşayan halklar için daha iyi bir “geçim kaynağı” ve ya “fırsatlar ülkesi” olma özelliğini oluşturmuştur. Bu durum demografik yapıyı değiştirmiş, ancak diğer taraftan bu göç eden kişilerin maddi kaynaklarını ülkemizde değerlendirdikleri için bir anlamda bu hep Makedonya’da yaşayan halkların refahını pozitif bir şekilde etkilemiş gözüyle bakılır.
✅2001 yılı “Ohri Çerçeve Anlaşması” sonucu 1974 yılı anayasası her nekadar 1991 yılında değişikliğe ugrasa da, Makedonya Anayasası bir kez daha değişikliğe ugramış, artık ülkede yaşayan halkların “HAKÇA TEMSİL İLKESİ”yönünde hak sahibi olacakları modeli daha da ön plana çıkmıştı. Bu tarihten sonra ülkemizde yaşayan halklar kendi haklarını mevcut nüfus sayısına göre elde etmeye başlayacaklardı. Bu durumda Makedonya Türkleri 2002 Nüfus Sayımına göre %3.85 lik payı elde edebileceklerdi. Bu durum günümüze kadar gelmiş halen de bu şekilde devam etmektedir.
(Nüfus Sayımı 2021 de bu yönden çok önemli !)
✅Geçen bu süre içerisinde, Makedonyadan göç edip değişik ülkelerde hayatlarını sürdürebilmek için giden insanımız, mecburen ya “ÇİFTE VATANDAŞLIK” elde etmek ya da Makedonya Vatandaşlığından “kendi isteğiyle” vazgeçip “bir diğer” ülkenin vatandaşlığına geçmek zorunda kalmıştı. (Türkiye şu anda çifte vatandaşlık uygulamasında)
✅Zaman geçtikçe bu insanlarımız Makedonya vatandaşlığını “kendi isteğiyle” terk etmelerine rağmen, Türkiyeye göç edenler “hariç” geri döndüklerinde Makedonya vatandaşlıklarını tekrar geri alma lüksüne sahip olduklarını, Türkiyeye göç edenlere böyle bir “uygulama”ya tabi tutulmadıklarını gördük. Bu acaba niye böyle ?
✅Meğerse 50’li yıllarda Tito ve İsmet Inonü tarafından oluşturulan ” centilmenlik anlaşmasını” baz alarak, “senin gönderdiklerini ben kabul ederim” misali, 1991 yılı Makedonya Anayasası getirilirken, anayasadan çıkan Vatandaşlık Yasası 8. maddesinde ” kendi anavatanına göç eden, göçmen statüsünde değildir” ibaresinin yer aldığına sebebiyet vermiş, bunu bizim büyüklerimiz farketmişti.
Halbuki bu insanlar aslında “anavatanını” terk etmişlerdi !
✅ Peki…Bu neden böyle ?
Konu aslında çok detaylı fakat asıl vurgulanması gereken 2 mesele var. Bunlar “MİLLİ KİMLİK” ve “ANAVATAN” konularıdır. Bu yasada “ANAVATAN” “ANA TOPRAK” ibaresi kullanılmış. Aslında uluslararası hukuk açısından bakmış olursanız, “anavatan” bir kişinin doğup büyüdüğü yeridir, milliyeti ise onun kişisel tercihidir. Anavatan tercih olamaz !
Peki bu durumdan neden Makedonya Türkleri en çok etkilenmiş gibi görülür ?
Çünkü asırlardır bu topraklardan en çok göç eden Türklerdir. Diğer halklarda böyle bir yoğun göç yoktur ! Olmamıştır ! Makedonya Türkleri aslında “anavatanını” belirli nedenlerden dolayı terk etmiş, “atayurtlarına” doğru göç etmeyi uygun görmüşlerdir. Ve yıllardır devam eden bu göç dalgalarına bakmış olursanız, en çok sayıda olan Türklerdir. Bu yasa gereği, daha doğrusu yasada ki aykırı olan tutum “Anavatan” “Anatoprak” meselesidir. Hukuki açıdan, Makedonya’da doğma büyüme bir kişinin, Türkiyeye göç etmesi ve bunu “Anavatana göç ettik” demesi aslında bir hasretlik, bir duygu, sevgi ve ya saygıdan öte bir şey değildir. Ancak bunun yasalaştırıp maddelere dökülmesi ve bunun hukuki boyutunun öne sürülmesi, ne hukukla, ne de uluslararası hukukla bir bağlantısı olamaz. Konumuz hukuk ise o zaman bunun daha da derin araştırması yapılırsa “Anavatan” kelimesinin uluslararası hukukta ve uluslararası deklarasyonlar, antlaşmalarda bu şekilde bir tanımı olmadığı açıkça görülecektir. Anavatan kişinin “doğduğu yeridir”. Ha bunun duygusal boyutu göz önünde bulundurursa o zaman ayrı bir mesele. Bundan dolayıdır ki Makedonyadan göç edenler, anavatana göç etmiş olarak kabul görürler. Bu doğrultuda, bu yasada ki 8. maddeden sadece Makedonya Türklerinin etkilenmiş olduğu gibi bir algıyla karşı karşıya kalırız. Dolayısıyla, bizim “anavatanımız” Makedonya, “milli kimliğimiz” ise Türktür. Burda anlaşılmayan bir durum olmadığı açık ve nettir.
Buradan yola çıkarak bu yasa düzeltmesiyle ilgili, yıllardır iddia ettiğimiz asıl konu da budur. Bu yasada ki “anavatan” ibaresinin kalkması ve buralardan göç eden herkesin, hukuki açıdan kendi anavatanına değil de bir “diğer ülkeye” göç ettiği anlamını taşıması kaçınılmazdır. Göstermiş olduğumuz mücadele de bu yöndedir.
✅Bu mücadelemizi sürdürürken, bunu nasıl değiştiririz, bu yasayı nasıl düzeltiriz meseleleri daha sesli konuşulur olmuştu.
Ancak yasayı degiştirmek, bir çok siyasi parti tarafından hem siyasi destek hem de mecliste bu değişikliği destekleyecek milletvekili sayısına sahip olmak gibi ciddi bir mesele !
✅Yaşananlara gelince;
2005 yılında bu yasanın 8. maddesinin iptaline yönelik Anayasa Mahkemesine yapılan şahsi başvurular dogrultusunda, Anayasa Mahkemesi takipsizlik göstermesi, o dönemin Anayasa Mahkemesi Türk Üyesi tarafından görülmüş, durumun ciddiyeti farkedilmiş ve görevi gereği yapabileceği “ayrıntılı düşünce metninde” özellikle bu “ANAVATAN” meselesine değinmiş ve konuya açıklık getirmeye çalışmış, hukuki yorumunu resmi gazetede yayınlamayı başarmıştır.
Bu yorumunda Anayasa mahkemesinin bu yasanın düzeltilmesine yönelik ciddiyet göstermemesini eleştirmiş, haklılığı kanıtlayan örneklerle açıklamaya çalışmış, bu haksızlığı dile getirmiştir.
✅TDP olarak bizler ise bunu 14.02.2007 yılında, tekrar dile getirip, dönemin TDP Milletvekilleri sayesinde yeni yasa düzenleme teklifi olarak meclise her nekadar başvuruda bulunsak da, siyasi destek bulamamış, malesef dönemin hükümeti konuyla ilgili “negatif düşünce” belirtmiş, ancak bu konunun meclis düzeyinde ki komisyonlara gitmesi sağlanmış, bu konun meclis oturumunda tartışılması komisyon tarafından iptal edilerek sağlanamamıştır.
✅Dolayısıyla yıllarca hep engellere takıldığımızı gördük, yaşadık. Başaramadık…
Bu günlerde yine böyle bir girişim içerisinde olmaya karar verdik… Başarabilecekmiyiz…Zaman gösterecek !
✅Bunu geçenlerde bir büyüğümüzle tartışmaya başladık. Bu girişimlerin dışında, geçmişte bu konuyla ilgili neler yapıldı ve ya neler yapılabilirdi gibi ciddi bir sohbete daldık. Yıllar önce bu konunun Anayasa Mahkemesine de taşınıldığını anladım. Anayasaya başvurunun haklı iddiaları mevcut, NEGATIF bir AYRIMCILIK olduğu ortada.
✅Bugünün Anayasa mahkemesi bu konuyla ilgili bir girişimde bulundu mu ? Malesef bu konuyu kendi iç yönetmeliği ve yetkisi doğrultusunda hiç gündeme getirmediğini, hiç irdelemediğini gördük, yaşadık. İlgilenen de olmadı…(Konunun çözümü açısından)
✅Kısacası bu çözümün peşinde olan yıllarca hep TDP ve ya Türk Siyasileri yerinde sayar ve çaresizlik içinde tepinir durur gibi bir imaj yaratıldı !
✅TDP bir siyasi parti olarak, bugünlerde mecliste vatandaşlık yasası girişimini fark edince ve inşallah bir siyasi destek buluruz özlemiyle, yine kollarını sıvayıp şahsen bizleri ilgilendiren bu meselenin tekrar peşine düştü.
Makedonya hukuk sisteminde mevcut “VATANDAŞLIK YASASI” 8. maddesinde ki “GÖÇMEN” tanımı açıklamasında, “KENDİ ANAVATANINA GÖÇ EDENLER GÖÇMEN STATÜSÜNDE SAYILMAZ” ibaresinin kaldırılması yönünde mücadele veriyor.
✅Peki niye yasanın diğer maddelerinde müdahale yok ? diyebilirsiniz…
Yasanın diğer maddelerinde her ülkenin “yabancılara” vatandaşlık hususunda belirlediği kriterler mevcuttur. Bu kriterler tüm gelişmiş dünya ülkelerinin uyguladığı kriterler ve hatta Türkiye Cumhuriyeti devletinin de aynı şekilde uyguladığı kriterlerden ibarettir. Bu kriterler olmasa yukarda yazımda da belirttiğim gibi, bizler de zaman içerisinde ve hatta ben Izmirde 7 yıl yaşamam doğrultusunda bugün Türkiye vatandaşlığına sahip olabilirdim. Şartları doldurmadığım soylenince başaramadık. Malesef…
✅Bu konu bizi ve Turkiyeye göç etmiş soydaşımızı yıllardır rahatsız etmektedir.
Ben bildim bileli bu konuyu hep tartıştığımızı hatırlarım, yeri geldi mi açıklamaya da çalışırım. Bunun okadar basit bir konu olmadığını, bu ciddi meseleler üzerinde mücadele verdiğimizi de bilir bu konunun gelecekte de takipçisi olacağımızı hep söylerim. Bu tür bir NEGATİF AYRIMCILIĞIN ortadan kalkması için, zamanında buradan anavatanından, “atayurduna” göç etmiş Türkiye’de yaşayan soydaşımızın sesini duyurmak için bu mücadelemiz yılmadan devam ettireceğimizi de bir kez daha dile getirdim…Konuya bir açıklık getirdiğimi düşünüyorum…
Sürçü lisan ettiysem af ola…Saygılarımla (kaynak:haberbalkan)